Ordu için Kritik Bir Aşama

Ordu için Kritik Bir Aşama
15/01/2024

Üzücü ama gerçekleri görmekte fayda var. TSK içinde karşıt iki grup var ve bu gruplar artık açıktan hareket ediyorlar. Bu gruplardan birinci grup olarak (sağ); Okuyucular, Kurdoğlu grubu ve Menzilciler ön plana çıkıyor. Bir de SADAT’ın alımlarında rol oynadığı ve SADAT’a bağlı diğer Hükümet yanlısı sağ gruplar var. Başka küçük sağ gruplar da var ama etkinlik açısından belirttiğimiz bu dört grup kadar değiller.

İkinci grup olarak ise Kemalistler(sol) ön plana çıkıyor. Ben bunlara Atatürkçü diyemiyorum. Çünkü gördüğüm kadarıyla gerçek anlamda Atatürk ilkelerine bağlı ve o yolda yürüyen insanlar değiller. Maalesef bunu da çok geç anladık. Belki bana kızacaklar ama gerçekler bu. Çünkü gerçek anlamda tanıdığım Atatürkçü subaylar ne olursa olsun hiçbir zaman AKP anlayışındaki bir parti ile işbirliği yapmazlar. Ayrıca dürüst davranırlar. Ama maalesef bu nitelikteki subay sayısı azalmış. Kalanların durumunu da görüyoruz.

Halen mevcut olan bu grubu biraz daha tahlil edelim; TSK’nın fikir anlayışına baktığımız zaman general olmuş bir subayın İran’la veya Rusya’yla irtibata geçip o minvalde yol olması mümkün değildir. Askeri liseden itibaren Atatürk ilkeleri doğrultusunda ve Atatürk’ün muasır medeniyet seviyesi olarak hedef gösterdiği yolda yürümeleri gerekiyordu. Tabi bu anlayış dinle de tam barışık bir anlayış değildi. O yüzden “irtica” adı altında dine karşı alttan bir düşmanlıkları vardı ve bu minvaldeki gelişmelere engel olmaları kendilerine bir vazife olarak yüklenmişti. Ancak bu şekilde olan Atatürkçü subayların fazla kalmadığı görülüyor. Mevcut Kemalist grubun büyük bir kesimi ise kendilerine “Avrasyacı” da diyor. Bu tarafta da küçük gruplar var ama çoğunlukla mezhep bağlantılı ve etkinlikleri azalmış kişiler. Gördüğüm kadarıyla solcu olan bu gruplar Atatürk’ü kendilerine siper olarak kullanmışlar. Yazdığım kitapta da belirtmiştim; Kara Kuvvetleri Komutanlığı dahi yapmış Org. Aytaç Yalman Paşa neden sık sık İran’a gider! Halbuki yetişme tarzı itibari ile baktığımız zaman bunun olması çok çelişkili bir durum.

Normalde TSK mensubu genç subaylara İran bir öcü gibi tanıtılmışken, geçmişte bir orgeneralin (Org.Tuncer Kılınç) İran’la ittifak kurulmasından bahsetmesi de bana çok manidar gelmişti.

Kısacası mevcut general ve subaylara bizim anladığımız anlamda Atatürkçü ve o ilkelere bağlı subaylar diyemeyiz.

Bu sol grubun etkinliğini gösterme açısından bir örnek verelim: 2019 yılına kadar KKK Karargahında görev yapan bir subay şunu anlatmıştı; karargahın neredeyse tamamı ulusalcılardan oluşuyor. Hatta şüphelendikleri bazı subayları gözden geçiriyorlar. Bu minvalde Hakim Albay Mehmet Yüzbaşıoğlu ziyaret bahanesiyle bu tür kişilerin yanına gidip tuzak sorular soruyor. Kişinin durumunu tespite çalışıyor dedi. Bu tespiti birkaç subaydan daha duymuştum. Görüldüğü üzere Ulusalcılar KKK karargahına bahsedilen tarih itibarıyla tamamen hakim olmuşlar.

Son gelişmeler ve olaylar ise iktidarın artık bu kesimden iyice rahatsız olduğunu ve tasfiye etmek maksadıyla planlar yaptığını gösteriyor. Muhtemelen ellerinde listeleri de var.

Okuyucular ve menzilciler ise gücün de vermiş olduğu rahatlıkla açık bir şekilde hareket ediyorlar.

Fiilen değişmiş olan rejimin adının konması yönünde de planlı bir çalışmaları var gibi görünüyor. SADAT ekibi de gizliden bunlara destek veriyor. Hilafet çıkışlarına bu bağlamda bakabilirsiniz. Yani zemin hazırlama maksatlı çıkışlar.

İleriki günler için şunu diyebiliriz: Bu iki kesimden biri diğerini tasfiye edecek. Çünkü aralarındaki çizgi çok net ve birbirlerine de artık tahammülleri yok.

Bunun için nasıl bir metot izlenir hep beraber göreceğiz. Mevcut iktidar Hablemitoğlu cinayetini tetikleyici etken olarak kullanıp, buradan hareketle ellerindeki listeleri tasfiye yoluna gidebilir.

Ancak bu hiç de kolay bir yol olarak görünmüyor. Bununla beraber bir kanun değişikliği ile devletin yüksek bekası açısından Yüksek Askeri Şura’ya tekrar TSK‘dan atma yetkisi tanıyıp, yargı engelini bu şekilde aşıp yoluna devam edebilir.

Karşıt gruplar ise gelen tehlikeyi görüp, tepki vermeden istemeye istemeye de olsa anlayışları dışındaki bir yaşam tarzını benimseyip yollarına devam edebilirler. Ancak bu zor bir ihtimal gibi görünüyor. Ya da bu gruplar her şeyi göze alıp gerçek anlamda fiili bir darbe girişiminde bulunabilirler. Buna güçleri yeter mi açıkçası son durumu bilemiyorum.

Bakalım hangi grup galip gelecek?

Hakim Alb. Dr. Cemil Çelik

https://twitter.com/drcemilcelik_25