Yabancı Ülke İstihbarat Servisleri için Altın Madeni: Bin Kelimelik Belge Yerine Bir Fotoğraf

Yabancı Ülke İstihbarat Servisleri için Altın Madeni: Bin Kelimelik Belge Yerine Bir Fotoğraf
13/01/2024

Merhaba Sevgili Okur,

Günlük yaşamımızın bir parçası haline gelen dijital dünyada, her anımızı kaydeden ve paylaşan bir toplum olduk. Fakat bazen, bu paylaşımların beklenmedik sonuçları olabiliyor. Geçtiğimiz günlerde yaşanan Milli İstihbarat Teşkilatının (MİT) Kale Yerleşkesi'nde düzenlenen, "MİT'in 97. Kuruluş Yıl Dönümü Etkinlikleri" sırasında salonda çekilen fotoğrafların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sosyal medya hesabından paylaşılması bu konunun mükemmel bir örneği. Fotoğraflarda aralarında üst düzey MİT mensuplarının da olması muhtemel katılımcıların yüzleri görülürken; bir süre sonra paylaşımda yeni düzenleme yapılarak bu fotoğraflar kaldırıldı. Peki, bu tür görsellerin paylaşılması yasal açıdan ne anlama geliyor? Neden paylaşıldı? Ve daha da önemlisi, yüz tanıma teknolojisinin bu görseller üzerinde kullanılması, bireylerin mesleki hayatlarını nasıl etkileyebilir? Hadi, bu soruların cevaplarını birlikte arayalım.

Yasal Perspektif ve Geçmiş Uygulamalar

Bu görsellerin paylaşılmasının hukuki boyutunu irdelemek istediğimizde, sadece mevcut yasaları değil, aynı zamanda geçmişteki uygulamaları da göz önünde bulundurmalıyız.

Öncelikle, anayasaya göre bu tür görsellerin paylaşılmasının suç teşkil edip etmediğini ele alalım. MİT Kanunu'nun 27. Maddesi'ne göre MİT'te görev yapan kişileri ifşa etmenin cezası iki yıldan sekiz yıla kadar hapis olarak belirtiliyor.

Kanun maddesinde şöyle deniliyor:

Milli İstihbarat Teşkilatı'nın görev ve faaliyetlerine taalluk eden evrak veya malumatı istihsal eden kişi, fiil daha ağır bir cezayı gerektirmiyorsa iki seneden sekiz seneye kadar ağır hapis cezası ile cezalandırılır."

Daha da önemlisi, geçmişte benzer durumlarla karşılaşan kişilerin yargı karşısında nasıl bir sonuçla karşılaştıklarına bakmak, bu konunun ciddiyetini anlamamız açısından hayati öneme sahiptir. Örneğin, 5 Mart 2020 tarihinde, Libya’da hayatını kaybeden MİT personeli O.A’nın cenazesine ilişkin haber nedeniyle Odatv Haber Müdürü Barış Terkoğlu ve gazeteci Hülya Kılınç‘ın tutuklanmış; OdaTV internet sitesine erişimin engellenmesi kararı verilmişti. Barış Terkoğlu ve Hülya Kılınç tarafından yapılan haberde personel hayatını yitirmişti ve haber aslında bir güvenlik sorunu teşkil etmiyordu. Burada ise halihazırda görevdeki personel ifşa edildi. Yani tam da yasanın uygulanması gereken fiil gerçekleşmiş hem de işin en acı tarafı ise Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı tarafından, ne kadar trajikomik değil mi?

Paylaşımın Ardındaki Niyet

Bu görsellerin neden paylaşıldığına dair kesin bir yargıya varmak zor. Bir ihtimal, bu paylaşımın tamamen sehven, yani bir yanlışlık sonucu gerçekleşmiş olabileceğini düşünebiliriz. Teknolojinin karmaşıklığı ve insan hatası her zaman bir olasılıktır. Ancak, diğer bir ihtimal de bu paylaşımın, belirli bir amaca hizmet eden kasıtlı bir eylem olabileceğidir. Örneğin, yeni bir yönetimin altında, eski personelin tasfiye edilmesine zemin hazırlamak gibi stratejik bir amaç güdülüyor olabilir. Hakan Fidan sonrası MİT’in başına gelen İbrahim Kalın’ın Fidan tarafından oldukça kirli eylemlerde kullanılan personel ile çalışmak istememesi ve bu şekilde yapılması arzulanan toplu tasfiye için gerekli ve kuvvetli bir argümana ihtiyaç duyulmuş olabilir. Bu tür durumlar, özellikle kurumsal ve politik bağlamlarda, sıkça karşılaşılan senaryolardan biridir.

Yabanci Ülke İstihbarat Servisleri için Altın Madeni ve Yüz Tanıma Teknolojisinin Kullanımı

OSINT (Open Source Intelligence) olarak bilinen açık istihbarat dünyasında bir resim bin kelimeye eşdeğerdir. Açık istibarat analizi yapan analistlere göre:

“Gezindiğimiz bloglarda, izlediğimiz yayınlarda veya okuduğumuz özel dergilerde, dünyamızı anlamamıza katkıda bulunan sonsuz bir bilgi kaynağı bulunmaktadır. İnternette bulunan bu tür bilgilerin en yaygın formlarından biri düz metin olarak değil, fotoğrafik içerik olarak saklanır. Geleneksel olarak, bu görsellerin içeriğini belirlemek ve değerlendirmek için manuel olarak bir insan gözlemcisi tarafından filtrelenmesi gerekiyordu, ancak yüz tanıma yazılımının kullanılabilirliği ile bu süreç otomatik hale getirilebilir."

Yüz tanıma teknolojisi, özellikle güvenlik ve tanımlama alanlarında devrim yaratmış bir yenilik. Ancak, bu teknolojinin sosyal medyada paylaşılan fotoğraf üzerinde kullanılması, kişisel gizlilik haklarının ihlali anlamına gelebilir. Bu teknoloji, yüzleri gizlenmiş olsa bile, kişilerin kimliklerini tespit edebilir. Yüz tanıma teknolojisi kullanılarak fotoğraftaki kişinin üzerine isminin konması sadece beş dakika sürüyor.

İşte size bir örnek: 1 Mart 2022’de yaşanan olay, dijital çağın bilgi paylaşımı ve tanımlama yeteneklerinin gücünü gözler önüne seriyor. Çeçenistan lideri Ramzan Kadirov'un Telegram üzerinden yayınladığı, bulutlu bir gökyüzü altında tankların ilerlediği ve neşeli sakallı bir askerin ön planda olduğu kısa video, sadece bir görsel paylaşımından çok daha fazlasını temsil ediyor. Kadirov, videonun açıklamasında, Rus ordusunun sivillere zarar vermediğini ve Vladimir Putin'in Ukraynalıların kendi kaderini belirlemelerini desteklediğini iddia ediyor.

Ancak, bu görüntülerin yayılmasının ardından, Fransa'da yer alan Tactical Systems şirketinin CEO'su, yüz tanıma teknolojisinin gücünü kullanarak olayın başka bir yüzünü ortaya çıkardı. CEO, video içerisindeki askerin yüzünü analiz ederek, yaklaşık bir saat içinde askerin, Rusya'nın Ukrayna saldırısında yer alan ve Kadirov'a yakın bir Çeçen komutan olan Hüseyin Mezhidov olduğunu tespit etti. Bu bulgu, yüz tanıma teknolojisinin sadece bireysel kimlikleri doğrulamakla kalmayıp, aynı zamanda uluslararası siyasi olayların daha derin bir anlayışına ulaşmamızı da sağlıyor.

Düşünün ki, Erdoğan tarafından paylaşılan fotoğraftaki istihbarat personeli yalnızca birkaç gün önce, hiçbir ortamda tanınmayan ve bilinmeyen, ancak askeri analistler, istihbarat uzmanları ya da kişinin doğrudan tanıdıkları tarafından tanınan kişilerdi. Ancak günümüzde, teknolojinin ilerlemesiyle, Erdoğan ve Adalet Bakanı sayesinde artık tanınır ve bilinir oldular.

Zira yabancı ülke istihbarat servisleri, istihbarat açısından altın madeni niteliğindeki bu paylaşımdan bir yüzün ekran görüntüsünü alarak, o kişinin adını, aile fotoğraflarını ve hatta daha fazlasını bulabilirler. İbrahim Kalın tarafından belki de tasfiye edilmek istenen üst düzey yönetici konumundaki Kemal Eskintan ve illegal faaliyetleri herkesçe malum olan diğer üst yöneticilerin kimlikleri artık yabancı ülke servisleri tarafından çoktan tespit edilmiştir bile.

Çok sayıda ücretsiz yüz tanıma (face recognition) yazılımları var, sıradan insanlar bile yazılımlar ile oldukça yüksek başarı oranlarına sahip yapay zeka modelleri geliştiriyorlar. Sıradan analistler yüz tanıma yöntemiyle paylaşılan fotoğraflardaki kişilerin kimliklerini dakikalar içerisinde tespit edebiliyorsa, devlet kurumları da aynısını ya da çok daha fazlasını yapabilir. Bu, yüz tanıma teknolojisinin geldiği noktanın etkileyici bir göstergesi.

Sonuç olarak, dijital dünyada her adımımızın kayıt altında olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Yüz tanıma teknolojisinin getirdiği kolaylıkların yanı sıra, kişisel gizlilik ve mesleki itibar üzerindeki etkilerini de göz önünde bulundurmalıyız. Bilginin değerli olması için gizli olması gerekmez ya da ülkenizin istihbarat personelinin kimliklerini ifşa etmek için binlerce kelimeden oluşan belgeleri sızdırmanıza gerek yok, Erdoğan ve Adalet Bakanı gibi sosyal medya hesabınızdan bir fotoğraf paylaşın yeter.

Aziz Tarık Aydın