Tayyarecilikte “Nefretim Keyfi İtimadım Sonsuz” Dönemi

Tayyarecilikte “Nefretim Keyfi İtimadım Sonsuz” Dönemi
29/11/2023

2016 sonrası Hava Kuvvetleri ne durumda? Bunu biraz anlamak için derin analizlere girmeden önce yaşanmış bir olaya birlikle göz atalım. 15 Temmuz sonrası Hava Kuvvetlerinde yetişmiş pilotlar harcanırken, yönetim kademesine devşirilenler de kendilerini ispat etme yarışına girmişti. Bu maksatla bağlılıklarını göstermek için Erdoğan’ın uçağına F-16 ile eskort uçuşu planlandı. Planlamayı yapan Eskişehir Hava Harekât Merkezinin pilotlara verdiği talimat şöyleydi; bu görevi size veriyoruz ancak yine de size güvenmiyoruz. Eskort görevi süresince Erdoğan’ın uçağının 20 mil önünden uçacaksınız, kesinlikle arkasına geçmeyeceksiniz. Buradaki garabeti açıklamaya gerek yoktur sanırım. Yani şöyle diyorlar, size hiç güvenmiyoruz ama verdiğimiz talimata uyacağınızdan da yüzde yüz eminiz. Tabi haksız da sayılmazlar. Akıncı Üssünü uçuşa kapatmak için görev yapan pilotların tamamını Üs Komutanı, Harekât Komutanı, Filo Komutanı dahil hepsini ihraç etmişlerdi. Sevmiyorlardı, gıcık oluyorlardı, nefret ediyorlardı ama itimatları sonsuzdu. Bu arada Eskişehir Üs Komutanlığına asıl gıcık olmalarının sebebi kuvvetle muhtemel Akıncı Üs Komutanlığı karargahı ve Filo binalarını bombalatmak isteyen Binali Yıldırım’dan  Akıncıyı uçuşa kapatmak için sadece uçuş pistinin vurulmasının yeterli olması nedeniyle yazılı emir istenmesi be bu binaların vurulmaması idi. Hatırlatalım o gece Üs karargahında Hulusi Akar filtre kahve ve çerez eşliğinde Mehmet Dilli aracılığıyla olayları yönlendiriyor, Filo Binalarında da kuvvet komutanları kendilerine biçilen rolü oynuyorlardı.

Personel kıyımı ile ilgili daha önce https://www.dogruaci.com/ da yayınlanan değerlendirmeye(1) atıfta bulunduktan sonra şimdi de Hava savunma sistemleri ne hale gelmiş ona bakalım. Rusya’dan tedarik edilen S-400 gibi hava savunma füzeleri savunma şemsiyesi içerisinde sisteme katkı sağlayan elemanlardan sadece biridir. Ayrıca Hava savunma sürekli bir faaliyettir ve satın alınan 2 adet S-400 sistemindeki 144 füze ile bekanızı sağlamanız mümkün değildir. En temel kurallardan biri olan “en iyi savunma taarruzdur” prensibinin hava kuvvetleri için daha da önemli olduğu, sadece hava savunma sistemleri ile kendinizi taarruzlardan korumanın mümkün olmadığı, Arap-İsrail savaşlarında ayan beyan ortaya çıkmış hususlardan biridir. Caydırıcılığı sağlayan faktörlerden biri elinizdeki taarruz gücü, diğer asıl önemli bileşeni ise kimlerle müttefik olduğunuz ve müttefiklerinizle ortak harekât icra etme yeteneğinizdir. Bu nedenle NATO üyesi olmak size öncelikle savunma hattınızı uzağa kurma fırsatı verir. Etkili bir NATO üyesi olmak sadece dışarıya karşı caydırıcılık sağlamaz, aynı zamanda üye ülkeler arasındaki çatışma riskini de minimuma indirir.

Müttefiklerinizle birlikte harekât icra etmek için öne çıkan iki husus, entegre silah sistemleri ve müşterek eğitimlerdir. Peki müttefiklerinizle entegre silah sistemleri kullanmak, milli silah platformları geliştirmeye mâni midir? Tabi ki hayır. Milli platformlar ve silah sistemleri müttefiklerinizle uyumlu harekât yapacak şekilde geliştirilebilir ve zaten öyle de olmalıdır ki böylece geliştirdiklerinizi müttefiklerinize de satabilirsiniz. Misal, milli muharip uçak projesi ve Filo Komutanlığımda ilk testlerine 111’inci Filo Komutanlığında başladığımız uçaktan atılan seyir füzesi (SOM) bu prensiplere uygun olarak geliştirilmiştir. Son yıllarda yapılan yetişmiş personel kıyımından milli muharip uçak projesi de nasibini aldığı için bugün maalesef seçim figürü olmaktan öteye gidemiyor.

Peki elimizde güçlü bir hava kuvveti varsa çubuğumuzu yakıp oturabilir miyiz? Tabi ki hayır. Harbe hazırlık seviyesini üst seviyede muhafaza etmek ve rakiplerinizden geri kalmamak için silah sistemlerinin modernizasyonu sürekli bir faaliyet olarak yürütülmek zorundadır. Bu modernizasyon, harekât ihtiyacı ve ekonomik gücünüze göre ya mevcut sistemlerin iyileştirilmesi ya da yeni sistemlerin envantere kazandırılması ile olur. Türk Hava Kuvvetleri F-4 ve F-16 modernizasyonu ile 2010’lu yılların ortasına kadar geldi. Aynı zamanda uzun vadeli büyük modernizasyon kapsamında da F-4 uçaklarının yerine envantere girecek şekilde F-35 projesine 26 Ocak 2007 de program ortağı olarak katıldı. İlk etapta projeden 100 adet F-35A uçağı almayı taahhüt eden Türkiye’nin F-35 projesine katılımına ilişkin niyet mektubu da 2007 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde onaylandı. ABD’li şirket Lockheed Martin’in ana yükleyicisi olduğu ve ABD’nin liderliğini yürüttüğü F-35 Projesi’nin ortakları arasında şu an 7 müttefik ülke bulunuyor. Bu ülkeler, İngiltere, İtalya, Hollanda, Avustralya, Kanada, Danimarka ve Norveç. Üye ülkelerin projeye katılım ve katkı sağlama düzeyleri farklılık gösteriyor. 

2018 yılında dört F-35 uçağının mülkiyeti Türkiye’ye verilmiş fakat uçaklar ABD’de kalarak Türk pilotlarının da katıldığı eğitim programlarına tabi tutulmuştu. Daha sonra ise iki F-35 uçağının daha mülkiyeti Türkiye’ye verilmişti. Türkiye 2021 yılında F-35 ortaklığından çıkartılınca, Türkiye’nin satın aldığı ama aktive etmediği S-400’ler için ödediği 2,5 milyar dolar, F-35’ler için ödediği 1,25 milyar dolar ve lobi faaliyetleri için ödediği 750 bin dolar ile toplamda 4,5 milyar dolar zarara uğramış oldu.(2) Erdoğan rejimi Rusya’ya ödediği S-400 diyeti yüzünden projeden kovulduğu için verilen paralar da boşa gitti. F-35 fonuna kaptırdığımız para, bugün Arda Turan’ın Terim fonuna kaptırdığı para kadar bile konuşulmadı.

F-35 projesinden Türkiye’nin çıkarılması Türk Hava Kuvvetlerinin çağın gerisine düşmesine neden olduğu gibi aynı zamanda F-35 uçaklarının Türkiye’de üretilen parçalarının diğer ülkelere kaydırılması sonucunu da doğurdu. Türkiye program ortaklığı kapsamında F-35’ler için 1005 ayrı parça üretiyordu. Türk firmalarının da bu üretime katılımı askıya alındı. ABD Aralık 2020 itibariyle bu parçaların üretimi için yeni tedarikçiler buldu. Bu durum doğal olarak, F-16 üretimiyle ivme kazanmış savunma sanayinin büyük bir darbe alması ile neticelenecektir. Türkiye Nisan 2021 ayında F-35 projesinden çıkartıldığında Türk savunma sanayi F-35 üretimine 700 milyon dolar üretim katkısı sağlamış bulunuyordu.(3) 

ABD’nin Erdoğan rejimi altındaki Türkiye’ye uyguladığı “ABD’nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşılık Verme Yasası” (CAATSA) yaptırımları içerisinde F-16 uçaklarının lojistik ihtiyaçları olmadığı için mevcut F-16 uçaklarının idame işletmesinde bir sorun olmayacak gibi görünüyor.

Erdoğan rejiminin Eurofighter arayışı gerçekçi mi? Erdoğan rejiminin F-35 uçaklarına alternatif arayışı içerisinde verdiği Eurofighter demeçlerinin pratikte bir karşılığı yoktur ve ABD’nin CAATSA yaptırımlarını gevşetmeye yönelik politik blöften başka bir şey değildir. F-35 uçağı 5’nci nesil olarak 2013 yılına kadar sistem geliştirme safhası devam eden ve müteakip yıllarda da geliştirilmeye devam eden bir savaş uçağıdır. Eurofighter ise; 90’lı yıllarda tasarımı gerçekleştirilerek üretimine başlanan 4’ncü nesil özelliklerini taşımaktadır. 

F-35 uçaklarının en güçlü yanı, dahili silah taşıma kabiliyetini kullanarak atış kontrol radarlarına çok geç yakalanmasıdır. Eurofighter’ın tasarımında radar kesit alanı klasik uçaklara oranla düşürülmüş ve görünürlüğü azaltıcı boya kullanılmasına rağmen, özellikle harici yük taşıyor olması sebebiyle düşük görünürlük özelliği bulunmamaktadır. Sensör entegrasyonu ve pilot karar üstünlüğü incelendiğinde F-35 uçakları, sahip olduğu yüksek teknoloji sensörlerden elde ettiği bilgileri bir ekranda birleştirip pilota sunması sayesinde mükemmel bir savaş uçağı özelliği taşımaktadır. Gövde ömrü açısından bakıldığında; F-35 uçaklarının ömür devrinin 8000 saat 30 yıl birim fiyatı 72 milyon$, Eurofighter uçaklarının ise 6000 saat 25 yıl ve birim fiyatı 151 milyon Dolar olup, bu alanda da F-35 uçaklarının fazladan 5 yıl ve 2000 saat hizmet süreleri göze çarpmaktadır.

Sonuç olarak sırf hasetlik olsun diye belli kişisel hırslar uğruna 100 yıllık birikimi olan Türk Hava Kuvvetleri hem müşterek hem de müttefikleriyle ortak harekât yapma kabiliyetini kısa sürede telafisi mümkün olmayacak şekilde kaybetti. 

Benim takip edebildiğim kadarıyla 2020 yılına kadar sadece KHK listeleri ile harcanan pilot sayısı en az 620 (4), bu listelerde görünmeyip de MSB’in ihraç ettiği pilot sayısı ise 200’den fazlaydı. Son birkaç yıldır artık ihraç edilenleri takip etmiyorum. Tabi sadece yetişmiş pilotları ihraç etmediler. Pilot adayı 900’den fazla hava Harbiyeli ihraç edildiği gibi, 800’ün üzerinde hava liselinin yetiştirildiği Türkiye’nin en kaliteli eğitim kurumlarından biri olan Işıklar Askeri Hava Lisesi de kapatıldı. İhraçlar ile birlikte NATO’ya akredite, 5-6 ülkenin pilot adayını yetiştiren, Hava Kuvvetlerinin tüm ihtiyacını, THY ve sivil havayolları ihtiyacının çoğunu karşılayan Uçuş Okulunun içini de boşaltmış oldular.(5)

Böylece mevcut pilotların yüzde 70’i kaybedildiği gibi Hava Kuvvetlerinin beslenme kaynağı da kurutulmuş oldu. Dahası bu alanda kariyer planlamayı düşünen ve belli standartları taşıyan gençlerin güven duygusunu öldürdükleri için, pilotaja elverişli ideal aday bulma şansını kaybetmiş oldular. Girişte bahsi geçen örnekten de anlaşılacağı üzere, güvenilmezlik yalnızca sistemin dışındakileri uzaklaştırmıyor, aynı zamanda sistem içinde kalan bir avuç uçucunun da birlikte çalışmasının önündeki en büyük handikaplardan birisi olarak orta yerde duruyor. Gelinen noktada kendi ihtiyaçlarını karşıladığı gibi emekli olan ya da mecburi hizmetini dolduran pilotları ile sivil sektöre de pilot sağlayan Hava Kuvvetleri, dışarıdan davul zurnayla pilot arayacak hale düşürüldü.

Silah sistemleri ve platformlarını tekrar çağıyla yarışır hale getirmek çok para harcayarak mümkün olabilir. Ancak bu sistemleri etkin olarak kullanacak insan gücünü öngörülebilir bir sürede tekrar kazanmanın kolay olmayacağını rahatlıkla ifade edebiliriz.

Hv.Plt.Kur.Alb. Yüksel Akkale

 

Kaynaklar

(1) https://www.dogruaci.com/Haberler/bize-ordan-4-pilot-ikisi-harbe-hazir-olsun-269

(2) https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-56644932

(3) https://www.savunmasanayi.org/iste-f-35in-turkiyede-uretilen-parcalari/

(4) https://resmigazete.gov.tr  

(5) https://www.dogruaci.com/Haberler/bize-ordan-4-pilot-ikisi-harbe-hazir-olsun-269