Genelkurmay Çatı Davasının Proje Gizli Tanığı

Genelkurmay Çatı Davasının Proje Gizli Tanığı
11/18/2023

15 Temmuz’un en önemli davalarından biri olan Genelkurmay Çatı Davası’ndaki gizli tanıklardan biri de dönemin Foça Jandarma Komando Eğitim Komutanlığı Kurmay Başkanı Vekili Albay Hakan Bıyık’tır. (Kod Adı “Şapka”)

İzmir'de gizli tanık olarak ifade veren Hakan Bıyık adlı şahsın, 15 Temmuz ile ilgili yaptığı açıklamalar günlerce tartışıldı, farklı mecralarda konuşuldu. Ancak, kimse bu şahısın ifadelerini detaylı bir şekilde incelemedi. Detaylı bir incelemeyle Bıyık'ın ifadelerinin tutarsızlıklarla dolu olduğunu görebiliriz.

Bıyık'ın ilk ifadesinde, 25 yıl boyunca yapıda olduğunu söyleyip, kod adını hatırlamadığını iddia etmesi dikkat çekiciydi. Ancak daha sonra İzmir'deki mahkemesinde, 25 yıllık kod adını hatırladığını belirtti. Ayrıca, Bıyık'ın sözde darbe girişimiyle ilgili verdiği ifadelerde zamanla oynadığı ve bilgilerini değiştirdiği görüldü. Tatilde olduğu günleri karıştırdığını iddia etti, ardından villaya gitme tarihini değiştirerek söylediklerini çürüttü. Genelkurmay Çatı Davası sanıklarından Barış Avıalan mahkemedeki ifadesinde bu durumu şöyle anlatmaktadır: “hırsıza, hırsız olduğunu unutturursan, kalkar sana ahlak dersi verir. Bu söz neden aklıma geldi izah edeyim: Gizli tanık olarak verdiği ilk ifadesinde, 25 yıl yapı içindeyim yani 25 yıllık kıdemli teröristim deyip, açıkça sorulmasına rağmen kod adım yok diyen, sonra söylediğinin saçmalığını fark edip İzmir'deki kendi mahkemesinde, 25 yıllık kod adını hatırlayan. - Bu arada kod adı da enteresan: Şahin, yani yapının şahin kanadından kumpasçı olduğu belli buradan belli zaten - Önce tatildeyken Temmuz'un 5'i diyerek ve hatta bayramın ikinci günü ibaresi ile de teyit ederek arandığını ve ertesi gün yani Temmuz'un 6'sında villaya gittiğini söyleyen, sonra "yahu villada galiba 4 gün fazla oldu, bu kadar süre hiçbir şey yapmadan oturdum dememi biraz zor yerler" diye düşünüp de, "bir gün bir gündür deyip" 1,5 yıl sonra bu salonda; "karıştırmışım Başkanım" deyip, villaya gidiş tarihini değiştiren ve dolayısıyla da villadaki kalış süresini aklınca 1 gün daha kısaltan.” Bu durum, sahte bir gizli tanığın çelişkili beyanlarına işaret ediyordu. Ama ne hikmetse hakim, savcı ve kamuoyu dahil kimse bu tutarsızlıkları sorgulamadı.

Hakan Bıyık, diğer bir gizli tanık olan Halil İbrahim Yıldız’ın 17 Temmuz 2016'da verdiği ifadede adının geçmesine rağmen 24 gün boyunca elini kolunu sallayarak dışarda dolaşmaya devam ediyor ve en sonunda polise ifade verip gizli tanık oluyor. Çatı Davası sanıklarından Barış Avıalan mahkemedeki ifadesinde bu durumu şöyle anlatmaktadır: “Halil İbrahim Yıldız, 16 Temmuz 2016'da sabah polise teslim olmuş. 17 Temmuz tarihinde verdiği bir ifadesi olduğunu kendisi de söyledi, bazı belgelerde de geçiyor, ama ortada yok. Bu ifadeye göre Hakan Bıyık'ın villada gördüğü kişi olarak adını da vermiş. Ama ne hikmetse Hakan Bıyık'a herhangi bir gözaltı işlemi falan yapılmıyor. Hakan Bıyık bu sırada ne yapıyor, doktordan 10 gün istirahat alıp izne ayrılmış. Belki de son koordinasyonlarını tamamlıyor. Sonra Halil İbrahim Yıldız 7 Ağustos 2016 tarihinde gizli tanık olarak ifade veriyor. Kime? Polise. Savcıya veya hakime falan değil. Bu gizli tanık ifadesi bitince 8 Ağustos sabahı Hakan Bıyık nihayet gözaltına alınıyor. Ama ilk isminin verildiği tarihten yani 17 Temmuz'dan sonra aradaki bu 24 gün boyunca Hakan Bıyık dışarıda. Kendiliğinden emniyet güçlerine gidip hiçbir şey de anlatmıyor. Gözaltına alındıktan sonra da 10 gün sonra yani 18 Ağustosta güya pişman olarak gizli tanık oluyor. Şimdi bu sürece bakarak, bu şahsın samimi bir pişmanlıkla sadece doğruları söylediğini kabul edebilir miyiz? 24 gün boyunca hiçbir kolluk gücü karışmadan rahat rahat dışarılarda dolaşacaksın, Allah bilir kimlerle irtibata geçeceksin, kimlerin projesinde görev alıp oturup bir tablo çizmeye çalışacaksın. Ve bunun adı da samimi gizli tanık itirafları olacak! Sırf tarihlere baktığımızda dahi, bu gizli tanığın bir proje dahilinde rolünü oynadığı ve iplerinin başkalarında olduğu aşikardır.”

Hakan Bıyık'ın proje bir gizli tanık olduğunu gösteren konulardan biri de bu şahsın darbeden dolayı ceza almasını müteakip, başka davalarda tanık olarak dinlenmeye çalışıldığında villa ve Ankara’daki olaylarla ilgili ifade vermeyi reddetmesidir. Barış Avıalan mahkemedeki ifadesinde bu durumu şöyle anlatmaktadır: “25 yıllık tecrübeli bu kişiyi savcı amcaları veya polis amcaları elma şekeri ile kandırmışlar, demişler ki; bizim söylediklerimizi söyle seni serbest bıraktıracağız, o da - saf tabi - okumadan imzalamış ve kendi davası neticelenene kadar bizim davadaki tanıklığı da dahil çıktığı her sahnede kendisine ezberletilen şarkıyı timsah gözyaşları da dökerek okumuş. …Ne zamana kadar, cezayı alana kadar. Cezayı yiyince 25 yıldan sonra bir kere daha aldatıldığını anlamış. Ondan sonra da ilk çıktığı sahnede kendisini satanlara kendi aklınca mesaj göndermeye çalışmış: Demiş ki, “efendim benim davam şu anda İstinaf’ta, o yüzden o süreci etkileyeceğinden villa ve Ankara ile ilgili bir şey söylemeyeceğim.” Mesajı da şu: “Ey beni elma şekeri ile kandıran amcalar ve avukatım olan savcılar, sözlerinizi ve vaatlerinizi tutun yoksa planımızı deşifre eder sizi de satarım.”

Gizli tanığın verdiği 7 isim de dikkat çekiciydi. Bu isimlerin tamamının Akıncı Üssü'nde yer alan ve 15 Temmuz ile ilişkilendirilen isimler olması planlı bir senaryoya işaret ediyordu. Barış Avıalan mahkemedeki ifadesinde bu durumu şöyle anlatmaktadır: “Dönelim tekrar bizim gizli tanık Bıyık'ın verdiği 7 isme. Kim bunlar, alt alta yazalım. Komutanlık protokol sırasına göre; 1.Barış Avıalan, nerede görevli: Genelkurmay Başkanlığında. 2.Bilal Akyüz, nerede görevli: Kara Kuvvetleri Komutanlığında. 3.Ömer Faruk Harmancık, nerede görevli: Deniz Kuvvetleri Komutanlığında. 4.Gökhan Şahin Sönmezateş, nerede görevli: Hava Kuvvetleri Komutanlığında. 5.Ali Osman Gürcan, nerede görevli: Jandarma Genel Komutanlığında. 6. Fırat Alakuş, nerede görevli: Özel Kuvvetler Komutanlığında. 7. Mehmet Partigöç, nerede görevli: Genelkurmay Karargâhında. Ama onun durumu özel. Bu davalarda başı ağrıyanın aspirini gibi. Sıkıştığın zaman, ver Partigöç'ün ismini, başının ağrısı geçsin. Ben tahmin ediyorum ki, Adil Öksüz yakalanırsa herhalde o da "bana emri Mehmet Partigöç verdi" diyecektir veya dedirtilecektir ona. O yüzden Partigöç tasnif dışı. Bu arada ben de söylemiş olayım: Bana Partigöç paşam 15 Temmuz gecesi suç teşkil edecek hiçbir emir falan vermedi. Darbeyi bildiğine ilişkin herhangi bir sözünü, imasını, tavrını, edasını dahi hissetmedim. Şimdi, bu verdiğim isimleri ve görev yerlerini bir tablo halinde gözünüzün önüne getirin. Her Kuvvetten sorumlu sadece birer isim verilmiş. Bu kadar mı tesadüf olur, bir tane Kuvvetten de bari iki isim falan verseydin. Oluşturulan bu tabloda zaten Genelkurmay temsilcisi olarak verilebilecek mantıklı tek bir isim var. O da, o gün Akıncı'da teslim alınanlar içerisinde Genelkurmay Karargâhından tek görevli ve TSK'daki bilinen isimlerden olan "ben". Başka birinin ismini veremez zaten çünkü; ikinci bir adam çıkmadı Akıncı'dan. Diğer isimlere de dikkat ederseniz, Ali Osman Gürcan hariç diğerleri hep Akıncı ile irtibatlı isimler. Bu, kusursuz denebilecek "villa toplantısı için verilen isimler tablosu", ortada 15 Temmuz garabetinden daha güzel ve daha ayrıntılı çalışılmış başka bir planlama olduğuna ve bu isimlerin de bu kapsamda verildiğine veya verdirildiğine dair çok ciddi bir şüphe oluşturmaktadır.”

Hakan Bıyık toplantıya katıldığını ama hiçbir şey yapmadığını iddia ediyor. Villada sadece kalmış ama ne hikmetse darbe adına hiçbir şeye iştirak etmemiş. Barış Avıalan mahkemedeki ifadesinde bu durumu şöyle anlatmaktadır: “Hani buradaki çapraz sorgu uzmanı bazı avukatlar ve Mahkeme Başkanı olarak da bazen siz, biz sanıklara karşı, "aklımızla alay mı ediyorsun" gibisinden şeyler söylüyordunuz. Şimdi bu Şahin kod Hakan Bıyık isimli şahıs burada iddia etti ki; "abisinin acil çağrısı üzerine ta İzmir'den kalkıyor Ankara'ya geliyor, önce 4 gün kaldım demiş, 1,5 sene sonra 3 güne indirdi. Hadi diyelim ki 3 gün gece gündüz villada kalıyor. Yani iddiasına göre benden bile fazla kalmış, çünkü benim geceleri çıktığımı hatırladığını söylemişti! Gerçi bir ara dışarı çıkıyor ama dışarıda ne yaptığı, kiminle görüştüğü de karanlık, ama sonuçta villaya sadece boşluk doldurmak için gittiğini, orada hiçbir şey yapmadığını, yiyip-içip- oturup-yattığını, sizin ifadenizle; "saksı gibi durduğunu söylüyor." Bir de diyor ki; "villadan çıkmaya uğraştım ama çıkamadım, telefonları açmamıza da izin vermiyorlardı falan". O sırada içimdeki ses, bizim oraların üslubuyla şöyle mırıldanmıştı: Vallaha de! Ben içimden böyle dedim de, buradaki hiç kimse sorgularda bize atarlandığı gibi; "yahu arkadaş, Ankara'da senden daha kaliteli o kadar jandarma subayı varken, niye seni ta İzmir'den Ankara'ya süs olasın, yiyip içip oturasın diye çağırsınlar; ayrıca niye Villadan çıkamadın, kapılar mı şifreliydi, veya zebaniler gibi silahlı nöbetçiler mi dikmişlerdi kapılara, veya 8-10 odadan ve 3 kattan bahsediyorsun, telefonunu açıp kullanacak kadar da mı yalnız kalamadın, tuvalette mi yoktu. İfadende kimseyle konuşamıyordum diyorsun, peki orada devre arkadaşın Bilal Akyüz olduğunu söyledin, ayrıca buradaki ifadende "önceden tanıdığını ve ilk gittiğinde de selamlaştığını" ifade ettiğin Barış Avıalan'ın o günlerde orada olduğunu söyledin, gidip onlara da mı yanaşamadın, o kadar mı yalnız ve kederliydin, aklımızla alay mı ediyorsun, belli ki senin bir şeylerden çok önceden haberin var ve belki de bu işin beynisin, zaten sana verilen kod adı da tesadüf olamaz. "Şahin!", kod isminin dini özelliği bile yok" demedi, diyemedi. Halbuki bu sözde itirafçının samimiyet ve tutarlılığının sizin tarafınızdan kılı kırk yararcasına incelenmesi zorunlu idi.”

Sonuç olarak, Hakan Bıyık'ın ifadeleri üzerindeki şüpheler ve tutarsızlıklar, onun gerçek bir gizli tanık olma iddiasını çürütüyor. Sahte tanıklığın arkasında yatan nedenler ancak adil bir yargılama süreci sonrasında ortaya çıkarılabilir. Barış Avıalan mahkemedeki ifadesinde Hakan Bıyık’ın gizli tanıklığını şu şekilde özetlemektedir: “Bu, “gizli tanık-tanık-sanık” üçlemesini haiz şahsın, hangi bilinmeyen şeyi aydınlattı ben merak ediyorum. Bana göre aydınlattığı hiçbir şey yok. Bence olay şudur: Önce minare çalınıp sonra kılıfı aranmaya başlandığı için, 15 Temmuz kumpasçılarının ve projecilerinin, kullanışlı ve her devrin gizli tanığı olabilecek karakterde kişilere ihtiyaçları vardı. TSK'da bu türden karaktere en uygun ve aynı yerde görev yapan bu iki tipi de seçip, İzmir Savcılığının da özel gayreti, ceza indirim vaadi, eş ve çocuklarının akıbet hatırlatmaları ile devreye sokup onların bu sözde gizli tanıklık işini planladılar. Özetle, Hakan Bıyık gibi gizli tanıkların aldıkları cezai indiriminin hukuki olmaması da, bunların proje tanık olduklarını ve biraz önce ifade ettiğim devlet ricalinin ifadelerine uyan sarraf tanıklığı tipine girdiklerini göstermektedir. Muğla'daki davada kendisine sorulan "Ergenekon davasında gizli tanık mıydınız?" sorusuna "bu soruya cevap vermiyorum" demesinden yola çıkarsak; bir başka sanığın tabiri ile her dönemin gizli tanığı olan, benim tabirimle de - iş çevirdiği her yapıyı satması bakımından - satan-ist olan Hakan Bıyık'ın ileride, mesela Adnan Oktar davasında "Tekir" kod adı ile kedicikler aleyhine gizli tanık olmasına da hiç şaşırmam!”

 

Tarık Ünal